/Bart Roep ile Röportaj
Bart Roep ile Röportaj

Bart Roep ile Röportaj

ADA 2019 ‘ da araştırmasıyla ilgili konuşan Roep , araştırma başarılarına vurgu yaptı ve çalışmasında son bulguları gösterdi. Bu yazıyı okumadan önce ön bilgi olması açısından ” immünoterapi ” yazımızı okumanızı öneririz.

TİP 1 DİYABETİN KAYNAĞI 

Roep, “Tip 1 Diyabette Suçlu Beta Hücresi” başlıklı özel bir sempozyumda konuştu. “Antijenik Peptitler , Beta Hücresi Translasyonel Hatalarıyla oluşmakta ” başlıklı konuşması, 2017 yılında laboratuvarından çıkan önemli bir keşif üzerineydi : Tip 1 diyabetin (T1D), nasıl başladığına dair daha önce kabul görmüş bir açıklama ” tip 1 diyabet bağışıklık sisteminin bir hatasından değil pankreasın insülin üreten beta hücrelerindeki bir hatadan kaynaklanıyor. ‘’ 

Roep’in bulgularına göre tip 1 diyabette beta hücrelerinin insülin geninden bağışıklık tepkisine neden olan olağandışı proteinler ürettiği görülüyor. Bunun nedeni insülin geninin “ yanlış okunması ” ( bazı tümörlerde olanlara benzer bir mekanizma). Bu keşif bazı kanser hastalarında başarılı immünoterapiden sonra T1D’in neden geliştiğini su yüzüne çıkarmasının yanı sıra T1D tedavisi için de yeni yönelimler sunmakta. Roep ve birlikte çalıştıkları diğer araştırmacılar da diyabet aşısını bulmak üzere bu araştırmalara güvenmiştir.

Daha önce yapılan araştırma verilerine göre tip 1 diyabetli hastaların pankreatik hücrelerinin ( örneğin beta hücreleri ) bağışıklık sistemini tetikleyen moleküller ürettiği fark ediliyor. Bu bilgi tip 1 diyabette immünoterapi tedavisine bir özellik sağlıyor. Bu yöntemlerle amaç bilhassa bağışıklık sistemini bu anormal moleküllere tepki vermeyecek şekilde eğitmek böylece pankreastaki bağışıklık saldırısını önlemek.

Bu sempozyumun en önemli özelliği  , Dr. Bart Roep ‘in yürüttüğü ve beta hücreleri de dahil olmak üzere pankreastaki birkaç farklı hücre tipi tarafından üretilen yeni keşfedilmiş antijenik peptidleri tartıştığı bir sunum olmasıydı. Roep , sunumda konuşması boyunca, tip 1 diyabetin heterojenliğini vurguladı (örneğin,  bazı hastalar, birçok proteine karşı antikor sergilerken bazılarında da saptanabilir antikor seviyeleri bulunmuyor. ). Roep , bunların yanında yeni tedavilerde kişiselleştirilmiş bir yaklaşımın önemini de vurguladı.

Kendisiyle yapılan röportajla ilgili İşte detaylar ;

Gelecekle ilgili söyleyebileceğiniz bir şey var mı ? Önümüzdeki klinik denemelerine değin öngörünüz nedir ?

Bugün gösterdiğim işten ve yaptığım diğer bazı çalışmadan istinaden , fikrim immünoterapinin tek başına yeterli olmayacağı. Beta hücrelerinin de yine rahatlatılması gerekiyor. Hem bağışıklık saldırısını bulan hem de beta hücrelerini rahatlatan yeni nesil ilaçlar üretmeye çalışmaktayız. EGF [epidermal büyüme faktörü] bu maddelerden bir tanesi. ( İlginç bir şekilde, tümör hücreleri bağışıklık saldırısından kaçmak için EGF kullanabiliyor.) temel olarak, EGF’yi doğrudan beta hücrelere veriyoruz, böylece bağışıklık sistemi “geri çekil !” şeklinde düşünmeye başlıyor.

Bu çalışmalara zaten başlamadınız mı ?

Aslında mekanik çalışmaları bitirmekteyiz. Şüphelerimi ve endişelerimi tekrar gidermiş olmak istiyorum. Ama bunun bir sonraki adım olacağına dürüstçe inanıyorum. Henüz daha yeni bitirdiğimiz deneme, dendritik hücreler üzerineydi. Çalışmada bağışıklığı bastırmıyor , ona nasıl “doğru yapacağını ” öğretiyoruz. Bu aynı zamanda adacıkları tekrar rahatlatmayı amaçlayan bir tedavi ile çok iyi bir kombinasyon görevi görüyor.

Roep yöntemi şu şekilde açıklıyor. ” Hastanın bağışıklık hücrelerini alıyor ve onları D3 vitaminiyle ve diğer bazı materyallerle vücudun dışında eğitiyoruz. Daha sonra bağışıklık sistemini düzeltmenin bir yolu olarak hastaya geri enjekte ediyoruz. Bağışıklık sistemini baskılamak yerine onunla anlaşmaya çalışıyoruz. ” ( immünoterapi tedavi yaklaşımı )

Çekinceleriniz var mı ? Bağışıklık sistemi gerçekten çok karmaşık ; Bir sürü soru işaretleriyle dolu bir web gibi. İstenmeyen tesirler konusunda endişeli misiniz ?

Evet. Bunun için çok endişeleniyorum. Bağışıklık sistemini bastırmak istemememin sebebi de bu. Bu tedaviler bağışıklık sistemini düzenliyor ve eğitiyor ancak baskılamıyor. Alerjileri aklınıza getirin. farkında olursanız , duyarsız hale getirebilirsiniz. İşte yapmaya çalıştığımız şey de bu. Diğer tüm bağışıklık hastalıklarında, bağışıklık sisteminin sıkıştırılarak teslim olması sağlanılmaya çalışılıyor. Bu beni en çok korkutan şey. Bunu yapacaksak eğer , “ nazik dokunuşla” yapmalıyız.

Erken klinik denemede ( Avrupa’da gerçekleştirilen ), hastanın kanından monositleri alıyorsunuz , onları diğer elementlerin yanı sıra D3 vitamini kokteyli ile uyarıyorsunuz ardından olgunlaşmış hücreleri ( dentritik hücreler ) spesifik antijenlerle birlikte hastalara geri enjekte ediyorsunuz. Peki Dendritik hücreler , antijenleri T hücrelerine sunabiliyor mu ? toleransı tetikleyebiliyor mu ?

Evet , bu hücrelere küçük bir pro-insülin parçası ekliyoruz.

RoepBu tür hücrelerin tip 1 diyabette T hücre saldırısı için hedef olarak görülen bir beta hücre peptidiyle hastaya tekrar geri enjekte edilmesi durumunda ümidimiz saldırının bastırılmasıdır. Şimdiye dek Faz 1 denemesi tamamlanmış olsa da sonuçlar henüz hazır değildir.

Ek Bilgiler :

Monositler D3 vitaminiyle ve diğer elementlerle dentritik hücrelere farklılaşır.

Dendritik hücreler, saldırı için antijenler sunarken, kısmen de Treg’ler ( düzenleyici t hücreleri ) üzerindeki etkileriyle, belirli antijenlere karşı T hücre toleransını teşvik edebilirler. 

Bu ilk denemelerden herhangi bir netice alındı mı ? 

Bu faz I çalışmasıydı [güvenlik ve fizibilite çalışması]. Çalışma Evet , güvenli ve uygulanabilir . Bağışıklık işaretleyicisinde gördüklerimiz umut verici. Hatta beklenilen olumlu bağışıklık tepkilerini gördük. Bu Oldukça heyecan verici!

Peki ya maliyet?

Bu, tedaviye bağlı olarak değişiyor. Bir hücre tedavisi ise daha maliyetli, ancak bir antikorsa,  ekonomik açıdan uygun olması sağlanabilir.

Yeni tanı alan hastaların beta hücre fonksiyonlarını korumak için yapabilecekleri en iyi şey sizce nedir ?

Bu çok önemli bir soru! Beta hücre canlılığı çok önemli. Hastalar kan glukozunu normal tutmayı başarırlarsa, bu, bağışıklık sisteminin saldırmaya olan ilgisini engellemek için mükemmel bir yol olur. İnsülin enjeksiyonlarını kullanarak beta hücrelerini rahatlatabilirseniz, onları korumak için yapmak isteyeceğiniz şey de bu olur.

Referanslar :

Tatjana Nikolic , Bart O.Roep , Regulatory Multitasking of Tolerogenic Dendritic Cells – Lessons Taken from Vitamin D3-Treated Tolerogenic Dendritic Cells. Front Immunol , 2013 , DOI:10.3389/fimmu.2013.00113

J.S. Suwandi, R.E.M. Toes ,  T. Nikolic, B.O. Roep , Inducing tissue specific tolerance in autoimmune disease with tolerogenic dendritic cells. Clin Exp Rheumatol , 2015  , DOI:

Diğer Kaynaklar : https://www.diabetesdaily.com/blog/personalized-therapies-for-type-1-diabetes-take-center-stage-ada-2019-623100/