/Yeni Araştırma : Gözler bağışıklık ( immün ) toleransın sağlanmasına katkıda bulunabilir mi ?

Yeni Araştırma : Gözler bağışıklık ( immün ) toleransın sağlanmasına katkıda bulunabilir mi ?

Tip 1 diyabette son gelişmeler 2019 : Gözler bağışıklık ( immün ) toleransı sağlamaya yardımcı olabilir mi ?

Miami Tıp Okulu Üniversitesi’nden DRI ( Diabetes Research Institute ) Araştırma Ekibi , nakledilen adacıklara karşı bağışıklık toleransın sağlanmasında gözlerin ayrı bir yere sahip olduğunu vurgulamaktadır. Bununla ilgili yapılan çalışmalarda bunu gösterir niteliktedir.


Önce Tanıyalım :

            İmmün ( Bağışıklık ) Ayrıcalıklı Bölgeler :

Tip 1 diyabet aslında bağışıklık sisteminin hücrelere saldırması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. ve ‘’ Hücre aracılı otoimmün hastalıklar‘’ kategorisinde yer almaktadır.


Resim Kaynak / Source İmage : Everyday Health

Peki Normalde Bağışıklık Sistemi Ne İşe Yarar ?  :

Bağışıklık Sistemi : Öz ve Öz Olmayanı Tanı

Bağışıklık sistemini anlatmaya başlamadan önce şu soruyu soralım evinize bir misafir gelecek olsa bu misafirin bir yabancı mı yoksa çok sevdiğiniz ailenizden birisi olmasını mı isterdiniz ? Şimdi gözünüzde canlandırın yabancı , tanımadığınız biri sizden izin almadan evinize giriyor. Üstelik gayet rahat bir şekilde size sormadan hareket ediyor. Böyle bir durumda ne hissederdiniz veya ne düşünürdünüz daha doğrusu bunu engellemek için hangi yola başvururdunuz ?

Aynı durumu bir insan vücudunda düşünelim .Böyle bir durumda neler olur ?

Yaşadığımız çevrede insan vücuduna saldırmak üzere olan o kadar çok organizma ve molekül ( yabancı misafir ) vardır ki işte vücudun bağışıklık sisteminin bu noktada bunları tanıma ve savunma özelliği vardır.

Yani vücudun bu savunma mekanizmasının kendinden olmayan organizma ve molekülleri kendi vücuduna ait kendinden olanla ayırt edebilme yeteneği bulunmaktadır. Sonrasında bağışıklık sistemi tehlikeyi farkettiği anda bu tehlike ile başa çıkabilecek seviyede bir çok hücre hızla çoğalır.

Esas konuya geldiğimizde 

İnsan vücudunda immün-ayrıcalıklı bölgeler bulunmaktadır. Yani bazı anatomik bölgeler verici ve alıcı arasındaki vücudun büyük bölümünde kesin bir şekilde reaksiyona etken olacak genetik uyumsuzlukları hoşgörüyle karşılamaktadır.

Örneğin vücudun çoğu bölgesinde bağışıklığın reddedeceği , kabul etmeyeceği nakiller ( allogeneik ve ksenogeneik yamalar ) bu bölgelere yerleştirildiklerinde sıklıkla canlı kalabilmektedir.

Bu immün( bağışıklık ) – ayrıcalıklı bölgeler arasında :  Göz , testiküler tübüller , beyin ve plasenta yer alır.

Naklin gerçekleştirildiği Göz ? Peki Neden ? Gözü Farklı Kılan Şey Nedir ?

Göz kendisini ayrıcalıklı kılan bir takım özelliklere sahiptir. Örneğin ön kamaradaki göz içi sıvısı ( aqueous humor ) hücre ve moleküllerin vasküler yapılar ile temas etmeden yaşamasına izin verir. Böylelikle bir yere kadar bunları bağışıklık sisteminden ( immün sistemi ) saklar. 

Resim Kaynak / Source : oftalmologialaser.com

Ek olarak gözdeki dokuları hedef alan lenfositlerin apoptotik ölümü gibi immün yanıtı ( bağışıklık yanıtı ) baskılayan immünolojik işlemler gözü enflamasyonun etkilerinden korumak için çok hızlı bir şekilde harekete geçirir. İşte bu noktada bu mekanizma bağışıklık tepkisi gören nakillerin bulundukları yerden farklı olmakla birlikte , genetik olarak farklı bireylere rahat bir şekilde nakil yapılmasını sağlamaktadır. Örneğin kornea nakli

Bu bölgeye daha ayrıntılı bakalım ;

Resim Kaynak / Source : Doctorlib.info

İşin aslına baktığımızda gözün ön kamarasında yer alan sıvı çok sayıda anti-enflamatuvar içerir. Bununla birlikte bu bölgedeki hücrelerde yoğun bir şekilde ‘’  Fas bağcığı (FasL / Fas ligand ) ‘’ denilen bir molekül bulunur.

Bir başka doku örneği : Öze Reaktif CD8+T hücresi gözün önkamarasındaki hücre üzerindeki pMHC I’e bağlanır. Göz hücresindeki fas-bağcık , lenfositteki Fas’a bağlanır. Fas’ın bağlanması öze reaktif T hücrelerinin ölümü için sinyal oluşturur. Yukarıdaki resim’in sol tarafında bu durum sayesinde bir naklin korunduğunu görmekteyiz . Ancak sağ tarafta bağışıklık tepkisi bulunmaktadır. ( immünoloji sf 250 )

Örnek verecek olursak otoimmün T hücreleri bu bölgede hücrelere bağlanmaya çalıştığında Fas bağcığı (FasL / Fas ligand ) bu T hücreleri tarafından taşınan Fas moleküllerine bağlanır. Bu bağlanma T hücrelerinin ölümüne yol açar. Böylece ön kamaradaki hücrelerde bağışıklığın vereceği hasar önlenmiş olur.

DOAN T , MELVOLD R , VİSELLİ S , WALTENBAUGH C , İmmünoloji , sf 276, 277

Anahtar kelimeler :

T hücresi : Bağışıklık sisteminde rol oynayan ( timus kökenli ) T hücreleri hücresel tepkilere aracılık eder.

İmmün tolerans : bağışıklık sisteminin tepkisine neden olan antijenlerin tepki almadığı / zarar görmediği bir süreçtir. Yani bu durumda bağışıklık sistemi tepki göstermez. Bir bireyin kendi antijenlerine karşı self-toleransı hem merkez toleransı hemde periferik tolerans mekanizmalarıyla sağlanır. Ancak sebebi tam olarak bilinmeyen faktörlerin etkilediği toleranstaki bozulma ile vücudun bağışıklığının kendi hücrelerine zarar verdiği otoimmün hastalıklar ( tip 1 diyabet mellitus , ve diğerleri : multiple skleroz ( MS hastalığı ) , psöriazis , sistemik lupus eritematozus gibi )gelişir. Kısaca bağışıklığın kendinden olmayanı ayırt etmesinde ve kendine saldırmaktan alıkoyma özelliğinde bozukluk meydana gelir.

Antijen : immün sistem ( bağışıklık sistemi ) tarafından tanınan molekül veya molekülün parçası. ( Bunu yukarıdaki örnekteki gibi dışardan evinize gelen bir misafire benzetebilirsiniz. Ancak bu antijenlere bağışıklığın vereceği tepkiyi düşünecek olursak şunu not düşmekte fayda var tip 1 diyabette olduğu gibi sadece dışa dönük değilde içe dönük tepkilerde olabiliyor. Yani bağışıklık sistemi kendi vücudunuzdakileri yabancı gibi görüp bunlara saldırabiliyor. ( bu durum otoimmünite olarak ifade edilmektedir. )

Otoimmün : bir bireyin kendi doku , hücre ve sıvılarına karşı immün yanıtlar geliştirmesi. Örneğin : İnsülin üreten B hücrelerin yıkıma uğraması / yok edilmesi . ( diyabete etken )

Yapılan Çalışmalar :

DRI araştırmacılarının üzerinde durduğu nokta da acaba gözler tip 1 diyabette adacıklara karşı bağışıklık toleransın sağlanmasına yardımcı olabilir mi ? 

Diyabeti tedavi etmek için doğal insülin üretimi sağlayacak adacık naklinin en büyük problemi bağışıklık tepkisidir. Bunun önüne geçilmesi için uzun süreli bağışıklık baskılayıcı ilaçlara ( immunosüpresyon ) ihtiyaç vardır. Ancak bunlarında yan etkisi bulunmaktadır. Araştırma ekibinin amacı bunlara çözüm üretmek en önemlisi nakillerin hasar görmeden işlevini görmesini sağlamaktır.

Ekibin üzerinde durduğu ” tolerans ” kavramı nakil için oldukça önemli. Çünkü yapılacak naklin canlı kalması zarar görmeden işlevini görmesi istenir. Bu kavram bağışıklığın bir maddeye veya dokuya ( antijen ) tepkisiz kalma halini ifade eder.

DRI( Diyabet Araştırma Enstitüsü ) araştırmacıları tarafından 31 ocak 2019’da yayınlanan çalışma’da preklinik ve eksperimental alıcıların gözüne nakledilen adacıkların uzun süre işlev görebildiği ve hayatta kalabildiği gözlemlendi. ( devam eden bağışıklık baskılayıcı tedavi yok )

Çalışma bununla birlikte alıcıların gözlerinde bulunan ilk adacık nakillerinin diğer nakil bölgeleri’nde uzun-süreli periferik immün toleransına etken olabileceğini de ortaya koymaktadır.

Çalışma experimental , preklinik diyabet modelleri ve başka bir grupta ( hayvanlar ) yürütülmüştür.

Çalışma İncelemeleri :

Hangi Bölgeye Yerleştirildi ?

Gözün ön kamara kısmı , böbrek ( başka bir grup )

Çalışmada kimler yer aldı ?

Farele ve Maymunlar 

Adacıklar Experimental , Preklinik alıcıların gözüne nakledildi. Daha Sonra başka bir gruptakilerin böbreğine nakledildi. Nakil boyunca 2 grupta anti-CD154/CD40L ile tedavi edildi.

İlk nakillerin ve antikor tedavisinin uygulanmasının ardından ekip vücudun başka bir yerinde bağışıklık toleransı üzerinde olası bir etkiyi değerlendirmek amacıyla experimental grubunun böbreklerine ek adacıklar nakletti. 

Kısa süreli Anti-CD154 antikorlu tedaviyle birlikte kimisinin gözüne kimisinin de böbreğine ilk adacık nakli aldığı 2 grupta da nakledilen adacıkların 300 günden fazla bir süre bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi olmadan hayatta kaldığı gözlemlendi. 

Özellikle önce gözüne adacık nakli alan grubun yüzde 70 ‘ inden fazlasının böbreğindeki ikinci adacık 400 günden fazla bir süre hayatta kaldı. ( böbreğine ilk adacık nakli alan hastaların yüzde 30’una oranla / ( devam eden bağışıklık baskılayıcı tedavi yok )

Preklinik model’de yapılan çalışmalarda bunlara ek gözlemlenenler :

kanda indüklenen periferik bağışıklık tolerans ile tutarlı bir şekilde azalan dönor’a özgü immün reaktivitesi .

Çalışmalardaki klinik öncesi bulgular şunları göstermiştir.

–  Nakledilen adacıklara karşı bağışıklık toleransın oluşması.

ve bu adacıkların anti-rejeksiyon ( bağışıklık engelleyici ) durdurulduktan sonra bağışıklığa karşı uzun süre korunması.

Doktor. Abdulreda ‘’ Bu yaklaşımın tip 1 diyabetliler adına geçerli sayılması için insan denemelerine gereksinim duyulmaktadır. ‘’ Dedi.

Dr Berggren’e göre ” Bu yöntem gelecek diyabet tedavisi için adacık naklinin başarısını olumlu yönde etkilemeye yardımcı olabilir. ”

Anahtar Kelimeler :

İmmün tolerans : bağışıklık sisteminin tepkisine neden olan antijenlerin tepki almadığı / zarar görmediği bir süreçtir. Yani bu durumda bağışıklık sistemi tepki göstermez. Bir bireyin kendi antijenlerine karşı self-toleransı hem merkez toleransı hemde periferik tolerans mekanizmalarıyla sağlanır. Ancak sebebi tam olarak bilinmeyen faktörlerin etkilediği toleranstaki bozulma ile vücudun bağışıklığının kendi hücrelerine zarar verdiği otoimmün hastalıklar ( tip 1 diyabet mellitus , ve diğerleri : multiple skleroz ( MS hastalığı ) , psöriazis , sistemik lupus eritematozus gibi )gelişir. Kısaca bağışıklığın kendinden olmayanı ayırt etmesinde ve kendine saldırmaktan alıkoyma özelliğinde bozukluk meydana gelir.

Kaynaklar :

https://www.diabetesresearch.org/can-the-eye-help-achieve-transplant-tolerance-in-type-1-diabetes

https://www.nature.com/subjects/immune-tolerance

DOAN, D. MELVOLD, R. VİSELLİ, S. WALTENBAUGH ,C. : İmmünoloji Lippincott Görsel Anlatımlı Çalışma Kitapları ( Nobel Tıp Kitabevleri ) , İstanbul 2013